Yaşamın Gizemi Yayıncılık
Ana Sayfa Katalog Üye Paneli Sepetim

Okur Mektuplari

 

 

 

Değerli okurlar

 

 

 

Bu sayfada sizden gelen okur mektuplarını yayınlamaktayız. Tabiki burada yayınlanan her mektubun sahibinin gönül rızasını alarak. Bu mektupların hem bizim için hem de okurlar için inanılmaz bir değeri var. Çünki bizim söylediklerimiz bir yerde iddadır. Her idda doğru yerine geçmez. Bizi doğrulayacak olan sizlersiniz. Bu mektupların diğer okurlar için önemi ise, insan iddalardan çok yaşanmış deneylere, tecrübelere önem verirler. Ve üstelik bu konuda o kadar da haklılar ki!. Çünki hepimizin bildiği gibi o kadar çok iddayla piyasaya çıkanlar oldu ki!. Artık hepimiz gerek çevremize gerek bize sunulana ne kadar doğru da olsa büyük bir şüpheyle bakmaktayız. Ve bu şüpheciliğimiz o kadar büyük bir boyuta ulaştı ki, bu arada önümüze çıkan doğruları, güzellikleride kaçırmaktayır.

 
 
 

İşte bu yüzden değerli okurlar, bize himalaya tuzu kullanımından sonra vücudunuzda ve özellikle sağlığınızda gözlemlediğiniz değişmeleri ve iyileşmeleri bize yazarsanız, biz de bu eleştirileri, diğer insanlarla pazlaşabilmek için buradan yayınlayacağız. Bunu yaparken hiçbir sansüre, hiçbir düzeltmeye bile gitmiyecağız. Hatta yayınlamamızı istediğniz negatif yazıları bile, hiçbir sansüre tabi tutmdan yayınlayacagız. (Daha önce yazılanların büyük bir kısmını siteyi yenilerken kaybettiğiğimiz için yayınlayamıyoruz. O arkadaşlardan özür dilerim)

 
 

Sizlerden büyük bir heyecanla bize yaptığınız eleştirileri bekliyoruz.

 
 

Yücel Aydemir

 Güncel

 

 

Date: Tue, 28 Jul 2009 10:04:49 +0300
Subject: Tuzlu Su kürü
From: ayfer@gmail.com
To: yucel.aydemir@hotmail.de

Yücel Bey Merhaba,

 

Ben kristal tuz mucizesiyle yeni yeni tanışıyorum. 40 yaşında bir bayanım.
FMF, romatizma, migren, , sinüzit, çok sık tekrarlayan gribal ve boğaz enfeksiyonları, fibromyalji, geceleri nefes alamama gibi bir çok rahatsızlığım var. Üstelik bu son 2 si  hariç diğerleri çocukluğumdan beri. İnanın bıktımmm. Bu tuzlu su kürüne derhal başlayacağım. Ancak 2 sorum olacak size, bir bardak su dediğiniz su bardağı mı, çay bardağı mı? 2. sorum ise benim tansiyonum  zaman zaman düşüyor, bu tuzlu su tansiyonumu daha da düşürür mü?

Cevaplarsanız çok mutlu olacağım. Yıllardır çektiğim hastalıkların en az birinden kurtulabilirsem yetecek bana. Hele hele de FMF ten (Ailevi Akdeniz Ateşi) kurtulursam bir mucize olacak.

 

 

Von: B. Ü
Gesendet: Donnerstag, 23. Juli 2009 14:33:19
An: Yücel Aydemir (yucel.aydemir@hotmail.de)

Yücel bey merhaba;

Haziran ayı başında kitabınızı hızla okuyup başladım küre. Bu süre zarfında sık sık size soru sorup vakit çalmak yerine deneyimleyip daha doğru sorular sormak için zaman geçmesini istedim. Bu yüzden henüz yorum yapmadım. Sizin yorumlarınızda benim için önemli oyüzden en baştan kendimide anlatma gereği duyuyorum.


İlk yazışmalarımızdada belirttiğim gibi şu an için görünen hiç bir sağlık problemim yok aslında. Nerden çıktı bendeki bu tuz araştırma merakı onu yanıtlayayım. Öncelikle aile çevremde çok cidi tuz tüketimi var. Yani yemekleri salataları bol tuzlu yemek gibi.( Aslında toplum böyle. Yemeğin tadı tuzundan gelir gibi bir anlayış). Bakıyorsunuz çevrenize, aile büyüklerine herkes tansiyon hastası. Erkeklerde kalp sorunları klasik kırklı yaşlarda başlayan ve ömür boyu devam eden ilaç kullanmalar vs. Ben de tıbbın pek çok alanda bizi doğru yönlendiremediğe inanan biri olarak vede çözümsüzlükten 30 yaşında az tuzlu yemekler yemeye başladım. (Şu an 35 yaşındayım) Evde eşime ve diğer yemek yapan kim olursa az tuzlu yemekler yaptırdım. İki küçük oğlum var onlarada az tuzlu damak tadı oluşturmaya çalışıyordum( Ki bunuda şimdi yine çözümsüzlükten çocuk doktorları öneriyor) Ama sosyal çevreninde bu arada baskısı hayret verici. Neden azlı tuzlu yediğim, işte eriği soğanı tuza banarak yemediğim için, çerez, turşu, şalgam suyu vs aşırı tuzlu gıdalar tüketmediğim için eleştirildim. Ben  her zaman kendi doğrularını bulmak için araştıran biriyim. Şehir hayatının bizleri doğallıktan uzaklaştırdığı, bol zehirli bir dünyada yaşıyoruz artık. Yoğun iş temposu, strese birde yanlış beslenme eklenirse sonumuzu tahmin etmek için çok zeki olmaya gerek yok diye düşünüyorum.


İşte yine bu araştırma merakım beni tesadüfen sizinle tanıştırdı. Zaten kafamda bu konuda kendimce oluşturduğum birçok bilgi olduğu için kitabınızı ve tuzu hemen sipariş ettim. Ve ikinci gün küre başladım. Şuana kadar yaptığım kür sizin tabloda önerdiğiniz şekilde çay kaşığı hesabı ile oldu. Aslında siz bunu zamanla kendiniz ayarlayabilirsiniz yani çaya şeker atmak gibi yorumlamıştınız. Ancak ben henüz bir arttırma yoluna gitmedim. İlk günden beride vücudumda sorun yaşadığımı gösteren bir tepki olmadı. Rahatlıkla içebiliyorum. İşim gereği seyahetlerim oluyor. Cam ilaç şişelerinde yanımda taşıyarak bu sorunuda çözdüm. (plastik kapak ve plastik kaşık) Evde de yemeklere ve salatalara tamamen bu tuzu kullanıyoruz. Zaten aynı gün evden diğer tuzları uzaklaştırdım.


Bu tuz herşeyden önce bana anlamsız yere yapmış olduğum tuz rejimini sonlandırma mı ve yemekleri normal tuzlu tadı ile yememi sağladı. Bu konuda eşime ayne şunu söylüyorum. Sen yücel beye teşekkür borçlusun çünkü tekrar evimizde tuzlu yemekler pişiyor ağız tadı ile yiyebiliyoruz.. Kitabınıza ve anlattıklarınıza gerçekten inandığım içinde bende huzurla tüketiyorum. Çünkü doğa bize herşeyin doğalını sunuyor ancak biz bozuyoruz. Tuzda olduğu gibi beyaz un, şeker daha bir çok rafine gida böyle zaten. Gönderdiğiniz tuzun doğadaki ilk formunda olması zaten bu işin mantığını destekleyen en büyük kanıt bence.


Zamanla dahada tecrübe edicem tabiki ama bazı örneklerde olduğu gibi şu şikayetim ortadan kalktı diyecek görünen bir rahatsızlığım yoktu. Ancak kendini iyi hissetmek beslenme açısında mineral dengesi bakımından doğru gıda aldığımı bilmek beni zaten huzurlu kılıyor.


Kitabınızı ailemede okutmaya çalışıyorum. Yaklaşımlar direkt sizin kim olduğunuz ve hangi bilgi düzeyinde bu kitabı yazdığınız kuşkuları üzerinde toplanıyor. Yani kimse babadan kalma bildiklerini değiştirmek istemiyor. Sistemi çözümsüzlüğe iten bir nedende bu zaten. Herkes sürü psikolojisi ile hareket ediyor. Önce kitabı okuyun ondan sonra tartışalım diyerek okutmaya çalışıyorum kitabınızı. Zaten kitabın büyük bölümünde sudan bahsediyorsunuz ki bugün artık herkes suyun öneminde birleşti. Herkes bol su içilmeli sağlık için toksinlerin atılması için vs. bilinçlenmekte.


Bu süre zarfında ben anlattığım gibi küre bağlı devam ettim ve herhangi bir arttırıma gitmedim. Ve kür dışında içtiğim ara tüketimleri normal suyla yaptım. Bunda kafama takılan zaten yeterince yararlı tuz alıyorsam normal suda içebilirim düşüncesi oluyor. Ben ençok bol su içerek bağırsak tembelliğimi yenmeyi hedefledim ancak sanırım beslenmeyle yeterince destekleyemediğim içinmi henüz bir gelişme yok. Kitabınızda bu konudada öneriler vardı. Birde piyasada satılan öğütülmemiş deniz tuzları var. Rafine edilmemiştir şeklinde tanıtılıyorlar. Bunlar hakkında kitabınızda yorum yok ne düşünüyorsunuz bu konuda öğrenirsem sevinirim. Ben deniz suyunun rahatlatıcı etkisine inandığım için ve egede yaşamanın avantajı ile ailemi hafta sonları mutlaka denize götürür deniz suyu ile buluştururum. Birde yurtdışında yaşıyorsunuz oradaki tüketim bilinci bu konuda ne düzeyde merak ediyorum. (Benim bildiğim ve gördüğüm kadarıyla bizden farklı değil). Bu arada sitenizde sanırım yeniliğe gitmişsiniz üye girişi yapamadım.(Daha önce kullanıcı adı giriyorduk sonra şifre şimdi önce mail adres olmuş) yeni kayıtmı oluşturmalıyım.? İnternette himalaya tuzu yazınca karşımıza çıkan sihirlu us adında site var buda sizemi ait? Çünkü aynı konu anlatılıyor ve sizin kitabınız öneriliyor.. Birde Aylin Kotilin bir programında tiyatro film sanatçısı Betül Arım yaşamın gizemi üzerine sohpet adı altında  kitabınızı anlatıyor(internette seyredebilirsiniz).


Birbuçuk aylık dönem bu şekilde geçirdik. Bundan sonrası için önerileriniz varsa benim için önemli paylaşırsanız sevinirm. Önemli olan zatan kısa sürede değil uzun süredeki kazanımlarımızın büyüklüğü diye düşünüyorum.


Sizi sıkmadan kendimide anlatmak istedim biraz. Umarım tanışmak sizi dinlemek fırsatıda buluruz.

Görüşmek üzere.

Burtesin Ülkü

 

Yücel bey `` merhaba``   Kargodan tuzumu ve kitabım geleli dört gün oldu.Şu anda duygularımı ve düşüncelerimi kelimelere dökmekte zorlanıyorum.O kadar heyecanlıyım ki daha ilk gün kitabı bitirdim,önce biraz kendimden bahsetmek istiyorum.Ben ikizler burcu ve spiritüel bir kadınım doğada görünen ve görünmeyen her canlının bir enerji olduğuna inanırım. Enerji bedenin ve eterik bedenimizin uyum içinde olması, insanın kendi iç yolculuğunu tamamlamış olması, kendi iradesiyle kendini yönetebilmesi  ve sahip olduğu herşeye şükretmesi ile önce farkındalık sonra idrak boyutuna ulaşabilmektir benim için `` MUTLULUK`` Ben buna inanan ve bugüne kadar bu öğretilerle yaşamış idealist bir kadınım.Bu çok uzun ve zor bir yolculuktu ama başardım.Bu gün 42 yaşındayım evim arabam işim bile yok ama ben çok mutlu bir kadınım.  Bu mutluluğum beni sabah aramanızdan sonra ikiye katlandı,aynı dili konuşmak ve anlaşıldığınızı hissetmek o kadar büyük bir mutluluktu ki benim için, tuzu ve kitabı hediye etmek istemeniz ayrıca bir incelikti, samimiyetinize  içtenliğinize  teşekkür ederim.Bu güne kadar bilipte yapamadığım tek şey su içmekti,çünki yutamıyorum.Sebep olarak ta  vucudum istemiyor diyordum, cildim ve saçlarım da çok kuru  bunun da yaşımdan kaynaklandığını düşünüyordum. Tuzun zararlarını bildiğim için rafine tuz kullanmıyordum fakat yararlarını bilmiyormuşum.Ve ben o gün şunun farkına vardım zararlı olan şeylere o kadar çok odaklanmışım ki yararlarını gözden kaçırmışım beni ve sevdiklerimi bu gaflet uykusundan uyandırdığınız için size MİNNETTARIZ. Tanrı sizi korusun ve sevdiklerinize bağışlasın, ben kitabınızı okuyunca anladım. ``tanrım bunu herkeze anlatmamız`` lazım dedim.Önce aileme sonra arkadaşlarıma internette görüştüğüm ne kadar insan varsa hepsine anlattım.Üç gündür tuzla yatıp tuzla kalkıyorum.Şimdiden bayagı sipariş var. Ben su kürüme devam ediyorum farkına varmadan üç litre su içmişim böbreklerim ağrıdı şimdi azalttım.Dün enteresan bişey daha oldu paylaşmadan geçemiycem televizyonda izlediğim bişeye ağladım göz yaşım göz pınarımda kurudu hafiften baktım minik tuz zerrecikleri `` ALLAHIM İNANAMADIM `` ben bu olayı çocukluğumda yaşıyodum,bunun beni ne kadar duygulandırdığını size anlatamam bana sanki o günleri yeniden hediye ettiniz. Bunun üstüne ben yine ağladım. yıllardır kuruduğuma mı yanıyım cildimin yaşlandığına mı yanıyım kremlere döktüğüm parayamı yanıyım bir anda her şey çark etti. Ama zararın neresinden dönersek kardır.TEKRAR TEKRAR BİNLERCE TEŞEKKÜRLER  sevgiyle mutlu kalın görüşmek üzere. 

 
Merhabalar Yucel Bey,
 
daha once maillesmistik.Bana himalaya tuzunu kullaninca yasdigim farkliliklari yazin demistiniz.
İtiraf edeyim tuzu cok duzenli kullanamadim...Bundan sonra duzenli kullanim farklarini gozlemleyecegim soz...
 
Gectigimiz hafta su aralar cok yaygin olan bir salgin bana da ugradi. İnce bagirsak enfeksiyonuymus. Bir cesit AMIP neden oluyor dedi hekim. Entamoeba histolytica imis adi.
 
Bu amipten muzdarip insanlar kusma, siddetli ishal, bagirsak spazmlari,bas donmesi,tansiyon dusuklugu, goz kararmasi,vucuttan su kaybina bagli halsizlik, istahsizlik ve kokulara karsi asiri hassasiyet durumuyla 1 haftadan fazla yatiyorlar. Ben 1 gece 1 gun cektim.
Hastanelik olduk sonucta, serum baglanamadi damarim su kaybi ve acliktan gomulup incelmis. Canim o kadar yandi ki ben bol su icerim diyerek testleri yaptirip serum baglatmadan ciktim hastahaneden.
 
 
Eve gelince aklima daha onceden hazir olan tuzlu suyum geldi, gun icinde 3 yemek kasigi ictim bol su ile ...yaklasik 2 lt den fazla sade su tukettim sanirim yani sira.
3-4 saat dinlendim hafif seyler yedim.
3-4 saatin sonunda uzerimdeki agirlik,tansiyonumdaki dusukluk ,halsizlik yuzde 80 harifledi.
Belki psikolojik. Ama ben tuzun etkisi diyorum.Daha once ancak gun icinde 4 cay kasigina kadar aldigim tuzlu suyu 3 yemek kasigi almak bana cok iyi geldi.
Dr. bana sadece bagirsak spazmi icin rahatlatici bir ilac vermisti ki o da sadece karin agrisina iyi geldi.
Anlatilan ve hekimce sorulanin aksine bagirsaklarim asla bozulmadi.Bu bana cok ilginc geldi.
Cunku yapilan test sonuclarini gostemeye gidince hekim mikrobun vucuduma yerlesemeden gecip gittigini,vucudum tarafindan atildigini soyledi.Bunyen kuvvetli imis boylece atlattin dendi.sevindim sasirdim.
Kanimda mikrop aldigima dair CRP,lenfosit,monosit LYM,NEU degerlerde normalin altinda yada ustunde degerler cikti.
Fakat gaida testi negatifti. Dr a gittigim gun kendimi bir gun oncesine gore sasilacak derece iyi hissediyordum ki bir gun once aglayarak hastahaneye gittim...
Tuzlu su icmeyi unuttugum zaman halsizligimin geri geldigini, icince toparlandigimi gozlemledim.
Yorum sizin ben sizin bu konuya getireceginiz yorumu merak ediyorum yazarsaniz sevinirim.
Ogutulmus sofralik tuz icin iyi habelerinizi bekliyorum.
--Sizde yoksa dahi --almak isterim nereden guvenip alabiliriz. Sodyum kloruru evden kaldimak farz oldu:))

 
Kendinize iyi bakin,
selamlar, sevgiler
Pinar K. Ö.
 

 

Yanit: Aslinda hastahaneye gitmeden önce, eger siz her bardaginiza bir yemek kasigi tuzlu su katip icseydiniz ve en az iki saat icerisinde iki litre su icebilseydiniz, o hastaligin belki hicbir etkisini görmeden atlatabilirdiniz. O zaman böyle bir hastaligin size bulastigini bile anlayamayacaktiniz.  Bir deneyim icin böyle bir tesadüfün olmasi hem sizin icin hem de diger insanlar icin bir tesadüf. Eger bundan sonra, midenizde yada bagarsaklarinizda hosunuza gitmeyen bir sorun olursa, hemen ama hemen, en az iki bardak bol tuzlu su icin, hemen gecer gider. Eger siz örnegin o hastaliga tutuldugunuz zaman dört bardak birer yemek kasigi kattiginiz tuzlu su icebilseydiniz (her bardaga bir yemek kasigi tuzlu su) hemen isal olacak ve bütün bakterileriniz diöariya atilacakti. Ve böyle bir sorunun bile varligindan haberdar olmayacaktiniz. Sunu söyleyeyim gözlemleriniz güzel. Bundan sonra umarim tuzlu sunun herseyin ama herseyin alternatifi oldugunu unutmazsiniz. Doktora gitmeden önce en az dört bardak tuzlu su icin lütfen.

Yücel Aydmeir

 
Yücel Bey yaktığınız mum ,yazdığınız kitap‏
Von: E. ç ()
Gesendet: Dienstag, 16. Dezember 2008 10:40:59
An: yucel.aydemir@hotmail.de
Yucel Bey,
 
Kitap fuarında "su ve tuz" kitabınızı eşim sizden almış.
 
Kitabı okuduktan sonra Nurettin beyden himalaya tuzu tedarik ettik.
 
Yüksek tansiyonumu bir hafta içinde su ve tuz uygulaması ile kontrol altına aldık.
 
Böyle bir kitabı yazdığınız için size teşekkür ederiz.
 
Saygılarımla
 
E Ç.
 
merhaba‏
Von: m. ö. (o......._m...........@hotmail.com)
Gesendet: Mittwoch, 15. Juli 2009 22:30:28
An: yucel.aydemir@hotmail.de
   
   
   
merhaba bir arkadaşım vasıtasıyla himalaya tuzu ile tanıştım.(arkadaşımdan allah razı olsun böyle bir bilgiyi benle paylaştığı için) Henüz daha kullanmamama rağmen öğrendiğim günden itibaren herkesle paylaşmaktayım.
İlk arkadaşım bahsettiğinde çok mantıklı gelmişti daha sonra yücel beyle tanıştım.yücel beyle ilk konuştuğumda çok şaşırdım hemen hemen herkezin yüksek tansiyon problemi var. bizim hastalık dediğimiz ve ölümlere yol açan rahatsızlıkları yücel bey hastalık gözüyle bile görmemesi çok garip geliyor insana.ve çok kısa bir sürede düzeleceğini söylediğinde insan inanamıyor.ve yaklaşık bir haftadır önüme gelen herkesla paylaşıyorum bilgilerimi ve öğrendiklerimi.

siteye üye oldum. tuz ve kitabı sipariş verdim bugün elime ulaştı.

kitabı elime aldığımda en çok sevindiğim olay egzema kaşıntı alerjilere çözüm yazısını okuduğumda çok sevindim.bahar alerjim var her yıl bahar aylarında yaklaşık üç ay mücadele ediyorum ilaç kullanmama rağmen hiçbir fayda görememem yanında ilaçlarım kortizonlu olduğu için aldığım kilolar da cabası gerçi kalıcı kilo olmuyor ama ilaçların vücuda ve böbreklere verdiği zararı düşündüğünde insan üzülüyor.
doğduğumda her çocuk gibi bende sarılık olmuşum bu dünyaya uyum sağlayabilmek için fakat benimki fizyolojik sarılık değil öldürücü sarılık imiş ve başımdan hergün kilolarca kan enjekte ediliyormuş. ignelerin yerleri mikrop kapıp konak seklinde yaraya çevirmiş ve ogünden itibaren bu konaklarla yaşıyorum. küçükken vücudumda saç diplerimde kaşlarımda ve bacaklarımda vardı büyüdükçe ve 9yıllık tedavi sonucunda hiçbir fayda göremedim yazın dahada çoğalıyor. kışın ise biraz geçiyor fakat yerleri beyaz beyaz kalıyordu cildim çokk kuru şu anda sadece saç diplerimde kulak arkalarımda ve kol bacaklarımda var bana zararı(kaşıntı ve bulaşma gibi )olmadığı için onlarla yaşamaya alıştım. bazen arkadaşlarım aaa kulagının arkasında bişey çıkmış yada saçında çok kepek var diyorlar. (tek zararı bu)ve doktorların küçüklükten beri söylediği tek şey sitres olmuycan(halen şunu düşünüyorumdur. küçük bir çocuk nasıl stres olur bilemiyorum) sıkılmıycan ekşi turşu vs yemiycen sürekli medikal şampuan ve ilaç kullanıcan ama bunları bıraktığın an yeniliyor.tekrar başa dönmek kadar zoruda yok bence. genede bunada şükür. allah kimsenin başına süregen hastalık vermesin annem tansiyon şeker ve obezite hastası biçok arkadaşımda migren var. gene birinci dereceden akrabalarımda astım ve yıllardır bu şekilde sürekli ilaçlarla yaşıyorlar ve gerçekten kendimi çok şanslı hissediyorum bu tip rahatsızlıklara yakalanmadan yücel beyle tanıştım ve şimdiye kadar içtiğim suyun bir işe yaramadığını anladım:) tabi bir kısmı yarıyormuş. arkadaşım önce kitabı oku sonra kullan dedi fakat ilk işim arkadaşımı aramak oldu. tuzu nasıl kullanacağım ve sende ne gibi etkiler gösterdi diye sormadan geçemedim.
arkadaşım çok memnun çok güzel şeyler anlattı 3 yaşında kızı var kabızlık problemi çekiyormuş ona iyi gelmiş. arkadaşımımın eklem ve baş ağrısı kullandığından beri olmuyormuş ve sivilceleri vardı onlarda geçmiş kullanalı 2 hafta olmadı neredeyse ilk sorduğum soru kendini enerjik hissediyormusun dedim oda evet dedi. ben tamamen sağlık için almıştım tuzu çok büyük bir rahatsızlığım yok fakat hepimiz aynı sorunla karşılaşıyoruzdur.üstümüzde bir uyuşukluk herşeyi rutine bağlamışcasına yaşıyoruz eğer kilo problemimiz varsa spor yapıyoruz mecburi olduğumuz için işe gidiyoruz ve resmen yaşamak zorundaymışız gibi yaşıyoruz. gerçektende bi heves hayata bağlılık bi enerji olmadığını gözlemliyorum herkezde ve kendimizi eskiler eski topraklar sağlıklıydı yok şunu yapardı bunu yaparlarmış diye avutuyoruz ve herşeyi hayata bağlayıp yok yediklerimiz hormonlu,sularda arsenik var,vs vs gibi olayların arkasına sığınarak yaşayıp üşengeçlik vurdumduymazlık olarak nitelendiriyoruz.

ve yücel beyle tanıştıktan ve kitabın önsözünü okuduktan sonra anladımki biz gerçekten hayat için gerekli enerjiyi bulamıyormuşuz.ve her insanın bir sağlık probleminin arkasında bununla yaşamaya alıştıgını ve bunun için sarfettiği çabanın ilaç kullanmaktan başka çaresi olmadığını bilmeleride çok acı bu yuzden çevremdeki tüm insanlara anlatmata devam edicem. (kimse ilaçlar ile ölümünü beklemesin)

kullananlarda çok güzel değişmeler olduğunu öğrenince ve sağlığın bukadar yakında ve senin bunu bilmememin yaşamın içinde kaybolup acılarla ve hastalıklarla ölümü beklediğini bilmekte cabası.  

 

 

Von:     Mustafa S (drs......@msn.com)
Gesendet:    Dienstag, 25. August 2009 09:24:48
An:    yücel aydemir (yucel.aydemir@hotmail.de)
 
 
 
          Yücel bey merhaba
          
 
          Deneyimleri paylaşmaya devam ediyoruz.Eczacı kalfası Murat sebepsiz yere aşırı terlemesi olduğunu ve kafasının arka kısmında iyileşmeyen yarası olduğunu söylemişti.Uzun yllardır varmış bu şikayeti.En son tanıdığı bir cildiye hekimine gitmiş ve hekimi gerekli bütün tahlileri ve araştırmaları yaptırmış.Sonuç olarak herhangi bir hastalık bulgusuna rastlanmamış.Yapacak başka birşey olmadığını bunu bünyesinin yaptığını söylemiş.Tüm araştırmalar yapıldığı için gönül rahatlığı ile Himalaya Tuzlu su kürünü önerdim.Sonuç heyecan verici.Bir hafta içinde aşırı terleme şikayeti ortadan kalkmış.Kafa derisindeki yaralarda iyileşmeye başlamış.
          Dün Murat ziyaretime geldi.Bir deneyimde kendisi yaşamış.Ecnaneden müşterisi olan yaşlı bir erkek şahsın yüzünde uzun süredir iyileşmeyen bir yarası varmış.Bu kişi de birçok defa hekime başvurmuş ama yarası iyileşmemiş.Murat müşteridine yüzüne sürmesi için kendi kullandığı tuzlu sudan bir miktar vermiş.Ve sonuç beklendiği gibi 5 gün içinde yara iyileşmiş.
 
           Buna benzer bir deyimi bende yaşadım. İki bayan tanıdığım yüzlerinde uzun süredir ilaçla iyileşmeyen küçük yaralardan şikayetçi idi.El çantamda taşıdığım tuzlu sudan bir pamuğa damlatıp yaraya bastırmalarını söyledim.Sonuç bir gün sonra ortaya çıktı.Yaralar sönmüştü.
           Son olarak şunu söylemek isterim.Her ne şikayetiniz olursa olsun önce hekiminize başvurun.Yapılan inceleme ve tedaviden bir sonuç alınamazsa o zaman  Himalaya tuzlu su içme kürü ve dışardan yaralara sürme  biçiminde  uygulama yapabilirsiniz.
           Ancak şu genellemeyi yapabiliriz.İki yaşından yüz yaşına kadar herkesin su ve minerale ihtiyacı vardır.Himalaya tuzlu su içme kürünü sağlığı koruyucu ve hastalıkların oluşmasını önlemek amacıyla kullanabiliriz.
 
           Saygılarımla
 
           Dr.M S

Re: RE:‏
Von:     drs@msn.com
Gesendet:    Samstag, 22. August 2009 18:59:24
An:    Yücel Aydemir (yucel.aydemir@hotmail.de)
Yücel bey merhaba
 
Bugünden sonra hem kendi deneyimlerim hem de öneride bulunduğum insanların tuzlu su kullanarak elde ettikleri deneyimleri düzenli olarak size ileteceğim.Uygun bulduğunuz her iletiyi yayınlayabilirsiniz.İnsanlık bu faydalı uygulamadan mutlaka haberdar olmalı.Sizler kitap yazarak fitili ateşlediniz.Toplumsal bilinçlendirme yolunda en zor kısmı başardınız.Ben ve benim gibi düşünen insanları bilinçlendirdiniz.Size ve tüm insanlara borçlu olduğumu düşünüyorum.
Saygılarımla
Dr.Mustafa S
Samsun
merhaba,deneyimler‏
 
 
Von: M S (drs......@msn.com)
Gesendet: Donnerstag, 20. August 2009 13:46:08
An: yücel aydemir (yucel.aydemir@hotmail.de)

 
Yücel bey merhaba,
Görüşmeyeli iyi olduğunuzu umuyorum.Üye kayıt formunda doğum tarihi sekmesinde 1970 öncesi yok.Böylece 8 yaş gençleşmiş oldum.....Bu hatırlatmadan sonra himalaya tuzu kullanmaya başladıktan sonra yaşadıklarımdan söz etmek istiyorum.Kendime göz damlası hazırladım ve kullanmaya başladım.Zaten 6 aydır tuzlu su kürünü kullanıyorum.Bir yıldır kullandığım yakın gözlüğüne artık ihtiyacım yok.47 yaşındayım merdivenleri çift basamak çıkmaya başladım.Enerji patlaması var.Uzun yıllardır genel olarak depresif ve çok çabuk sinirlenen zaman zaman sinirlerine hakim olamayan bir yapım vardı.Ama şimdi sakinim ve çabuk kızmıyorum.Kendimi daha iyi hissediyorum.Bir konuya konsantrasyum arttı.Eskiden yemek yemek için yaşardım.Açlık krizleri olurdu.Yemeklere saldırırdım.Şimdi artık açlık hissettikçe Tuzlu su içiyorum.Gerçekten acıkınca yemek yiyorum ve daha az yemekle doyuyorum.
 
Uzun yıllardır alkol kullanıyorum.Özellikle bira içiyordum.Akşam mesai sonrası devamlı gittiğim deniz kenarındaki restoranta  aceleyle gidiyor ve soğuk birayı yudumlamaya başlıyordum.Artık bugünlerde alkol isteğimde kalmadı.Zevk de almıyorum.Çünkü vucudun istediği su minerali alıyorum. Alkol isteğinin su ve mineral eksikliğinden kaynaklandığna inanıyorum.Arada bir içtiğim sigarayıda tamamen bıraktım.Kahve çay,kolalı içecekleri kesinlikle tüketmiyorum.Canım da istemiyor.Birlikte oturduğum arkadaşlarımın hepsi alkol ve sigara kullanıyor.Ama ben onlarla sohbet ederken suyuma limon damlatarak içiyorum.Üzüm üzüme baka baka kararır özdeyişi bu anlamda benim için geçerli değil artık.Ama arkadaşlarım için geçerli.Onlarda beni örnek alma eğilimleri seziyorum artık.
 
Biraz da hangi suyu tüketmeli konusunda birşeyler söylemek istiyorum.Kitabınızda da söz ettiniz.Su ile ilgili uzun yıllardır araştırma yapıyorum.Avrupada belediyelerin su dezenfeksiyonun da ozon kullandıklarını biliyorum.Avrupada yaşayan insanlar olarak sizler bu suyu rahatlıkla kullanabilirsiniz.Ancak Türkiyede sular maalesef klorla dezenfekte edildiğinden musluk sularının içme suyu olarak kullanılması sakıncalı olabilir.Ancak arıtma cihazı kullanılırsa arıtılmış musluk suyu kullanılabilir.Arıtma cihazları ile ilgili şunu söylemek istiyorum.Piyasa da revers osmos(ters ozmoz) cihazlarlar bulunuyor.Ancak bu cihazlar çok kuvvetli arıtıcı olduğundan suyun minerallerinide alıyor ve saf su üretiyor.Bu suyu tüketmet sakıncalı olabilir.Suyun mineraline dokunmadan arıtan cihazlar tercih edilmeli.
Son olarak tuzlu su kürü ile ilgili şunu söylemeliyim.İçtiğimiz suyun 2-3 saat vücudumuzda kalması gerekiyor.Su içtikten sonra yarım saat içinde idrara çıkılıyor genellikle.Bu sorunu yaşayan kişiler varsa onlara ABD kaynaklı bir sağlık sitesinde su içmeden önce küçük bir simit parçası peynir,reçel veya bala  bandırarak yenirse suyu 2-3 saat tutmaya yardımettiği bilgisi var.
Ayrıca tuzlu su kürünün yanında Dr.F.Batmangelidj şunları öneriyor:
 
1-Günlük 2 adet havuç çiğ olarak
 
2-Bağırsak florası için probiyotik kapsül
 
3-B-6 vitamini 100mg
 
4-Çinko kapsül  50mg
 
5-iyot    150mıc.g
 
6-Kaliteli multivitamin
 
7-Çay ,kahve , tüm endüstri ürünü içecekler kullanılmamalı
Şimdilik bu kadar.Saygılarımı sunuyorum.İyiki varsınız.
Dr.Mustafa S.
Samsun 
 
Von: m S (drs@msn.com)
Gesendet: Freitag, 21. August 2009 10:56:48
An: yücel aydemir (yucel.aydemir@hotmail.de)
Yücel bey merhaba
 
Türkiyeye hoşgeldiniz.Vaktiniz varsa Karadenize bekleriz.
 
Biraz önce bir arkadaşım geldi.Bir ay önce tuzlu su kürü uygulamaya başlamıştı.Hayretler içinde bana şunu söyledi:15 yıldır kullandığım tansiyon ilacını artık kullanmıyorum.Tansiyonumu ölçtürüyorum, normal sınırlarda çıkıyor.Ben de ölçtüm.120/85 çıktı.Başka söze gerek kalmıyor.İlaç kullanmayarak vucuduna zarar vermiyecek ayrıca ülke ekonomisine katkıda bulunacak.
Yazacağınız 3. kitap için şimdiden birçok olumlu deneyim birikimi var.
 
Saygılarımla
 
Dr. S
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

Yükleniyor...